HMK m. 259/1'deki tanıkların mahkemede dinlenilmesi kuralı, 6100 sayılı Kanun'un 149. maddesinde düzenlenen 'ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası' (SEGBİS) sistemiyle nasıl bir etkileşim içindedir? Tarafların rızasıyla SEGBİS üzerinden dinlenen bir tanık, 'doğrudanlık ilkesi'ne uygun olarak dinlenmiş sayılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #81010

Evet, tarafların rızasıyla SEGBİS üzerinden dinlenen bir tanık, modern usul hukuku anlayışında 'doğrudanlık ilkesi'ne uygun olarak dinlenmiş sayılır. Bu iki hüküm arasındaki etkileşim, teknolojinin usul hukukuna entegrasyonunu ve usul ekonomisi ilkesini yansıtır. - **HMK m. 259/1:** Bu madde, delillerin doğrudanlığı ilkesinin klasik ifadesidir. Kural, hükmü verecek hakimin tanığı bizzat, aynı mekanda ve aracısız olarak dinlemesidir. Bu, hakimin tanığın sadece söylediklerini değil, tavır, davranış ve samimiyetini de gözlemlemesini sağlar. - **HMK m. 149:** Bu madde ise, teknolojiyi kullanarak doğrudanlık ilkesinin amacını coğrafi engelleri aşarak gerçekleştirmeyi hedefler. SEGBİS, tanığın ses ve görüntüsünü eş zamanlı olarak duruşma salonuna aktararak, hakimin ve tarafların tanığı görmesini, duymasını ve ona doğrudan soru sormasını sağlar. HMK m. 259'un gerekçesinde de, 'Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrası başlıklı ... maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tanığın bulunduğu yerden ses ve görüntü nakli mümkün olan hâllerde, tarafların rızasıyla, tanığın bizzat davaya bakan hâkim tarafından dinlenmesi gerekmektedir.' denilerek bu etkileşim açıkça kurulmuştur. SEGBİS, tanığın fiziksel olarak salonda bulunmamasının yarattığı eksikliği, görsel ve işitsel bir 'aracısızlık' sağlayarak telafi eder. Bu nedenle, SEGBİS ile yapılan tanık dinlemesi, istinabe gibi bir 'dolaylı' delil toplama yöntemi değil, doğrudanlık ilkesinin teknolojik bir uygulama biçimi olarak kabul edilir ve tanık, bizzat mahkeme tarafından dinlenmiş sayılır.