İşçinin, işverenin fesih bildirimini aldıktan sonra, ancak henüz ihbar tazminatı ödenmemişken, emeklilik için başvuruda bulunması, iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği yönündeki hukuki durumu değiştirir mi? Yargıtay'ın bu konudaki eski ve yeni içtihatları arasındaki temel fark nedir?
Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı zaman içinde önemli ölçüde değişmiştir ve yeni içtihat, işçi lehine bir yorumu benimsemektedir. - **Eski İçtihat:** Yargıtay, eski kararlarında, işverenin fesih bildiriminden sonra, işçinin emeklilik başvurusunda bulunmasını, sözleşmenin 'işçi tarafından emeklilik nedeniyle feshedildiği' şeklinde yorumluyordu. Bu yorumun sonucu, işçinin ihbar tazminatı hakkını kaybetmesiydi. Feshi yapan taraf işçi kabul edildiği için, işçi ihbar tazminatı talep edemiyordu. - **Yeni ve Yerleşik İçtihat:** Yargıtay, bu görüşünü, özellikle iş güvencesi hükümlerinin getirdiği yeni sistematiği dikkate alarak değiştirmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/21021 K. sayılı kararında da değinildiği gibi, yeni yaklaşıma göre, fesih bildirimi karşı tarafa ulaşmakla hukuki sonuçlarını doğuran 'bozucu yenilik doğuran' bir haktır. İşveren, fesih iradesini açıkladıktan sonra, bu iradesinden tek taraflı olarak dönemez. İşverenin yaptığı fesih bildirimiyle sözleşme zaten sona erdirilmiştir. İşçinin, bu fesih bildiriminden sonra, sona erecek olan sözleşmeye istinaden emeklilik işlemlerini başlatması, işverenin feshini ortadan kaldırmaz veya feshin niteliğini değiştirmez. Bu durum, işçinin yasal haklarını kullanmasından ibarettir. Dolayısıyla, yeni ve yerleşik içtihada göre, sözleşme 'işveren tarafından' feshedilmiş sayılır. Bunun sonucu olarak, eğer işverenin feshi haksız ise, işçi hem kıdem tazminatına hem de (bildirim süresine uyulmadıysa) ihbar tazminatına hak kazanır. İşçinin emeklilik başvurusu, bu haklarını ortadan kaldırmaz.