Bir kişi, Facebook üzerinden sahte bir profil ile tanıştığı mağduru evlenme vaadiyle kandırarak para almıştır. Bu eylem, hangi nitelikli dolandırıcılık halini oluşturur? Yargıtay'ın, bu tür bir olayda fail ile mağdurun internette tanıştıktan sonra yüz yüze görüşmelerinin suçun nitelendirilmesine etkisi hakkındaki eski ve yeni yaklaşımları nelerdir?
Bu eylem, TCK m. 158/1-f'de düzenlenen 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle' nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Facebook, bir bilişim sistemidir ve fail, mağduru kandırmak ve onunla güven ilişkisi kurmak için bu sistemi bir 'araç' olarak kullanmıştır. Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı zamanla değişmiştir: - **Eski Yaklaşım:** Yargıtay, bazı eski kararlarında, tarafların internette tanıştıktan sonra yüz yüze gelerek para alışverişinde bulundukları durumlarda, bilişim sisteminin sadece tanışmaya vesile olduğunu, aldatıcı asıl hareketlerin yüz yüze görüşmede gerçekleştiğini, bu nedenle bilişim sisteminin suçun işlenmesinde bir 'kolaylık' sağlamadığını belirterek, eylemi nitelikli hal (m. 158/1-f) değil, basit dolandırıcılık (m. 157) olarak kabul etme eğilimindeydi. - **Yeni ve Yerleşik Yaklaşım:** Yargıtay, daha sonra bu görüşünü değiştirmiştir. Güncel ve yerleşik içtihada göre, bilişim sisteminin (sosyal medya, arkadaşlık sitesi vb.) mağdurla ilk teması kurmak, güvenini kazanmak, sahte bir kimlik yaratmak ve onu aldatmaya yönelik zemini hazırlamak için kullanılması, suçun işlenmesinde 'araç olarak kullanılması' için yeterlidir. Hileli hareketler silsilesi bilişim sistemi üzerinde başlamış ve mağdurun iradesi bu platformda fesada uğratılmıştır. Paranın daha sonra yüz yüze teslim edilmesi, suçun niteliğini değiştirmez. Çünkü bilişim sistemi olmasaydı, bu aldatma eylemi hiç gerçekleşmeyecekti. Bu nedenle, ilk temas ve güvenin bilişim sistemi aracılığıyla sağlandığı tüm durumlarda, eylem TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmektedir.