HMK m. 199'da tanımlanan belge kavramı, delillerin elde edilme şekli açısından bir sınırlama getirir mi? Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bir ses kaydı veya elektronik veri, HMK m. 199 anlamında 'belge' sayılabilir mi ve mahkemede delil olarak kullanılabilir mi?
HMK m. 199, belgenin tanımını yaparken, onun elde edilme şekline ilişkin bir koşul öngörmez. Dolayısıyla, hukuka aykırı olarak elde edilmiş bir ses kaydı veya elektronik veri, teknik olarak 'bilgi taşıyıcısı' olduğu için HMK m. 199 anlamında bir 'belge' sayılır. Ancak, bir şeyin 'belge' olması, onun mahkemede 'delil' olarak kullanılabileceği anlamına gelmez. Delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmesi, adil yargılanma hakkının temel bir gereğidir. HMK m. 189/2, 'Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.' hükmünü amirdir. Bu, 'hukuka aykırı delillerin değerlendirme yasağı'dır. Dolayısıyla, bir kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek (örneğin gizlice sesini kaydederek) elde edilen bir belge, hukuka aykırı bir delil olduğu için, mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, bu kuralın tek istisnası, delili elde eden kişinin, kendisi veya yakınlarına yönelik 'ani gelişen ve başka türlü ispatı mümkün olmayan' bir saldırıyı (tehdit, hakaret, şantaj gibi) kaydetmesi durumudur. Bu çok istisnai hal dışında, hukuka aykırı yollarla elde edilen belgeler, belge olsalar dahi delil olarak kullanılamazlar.