İşçilik alacaklarına (kıdem, ihbar tazminatı vb.) ilişkin bir mahkeme kararının icraya konulabilmesi için, kararın kesinleşmesi gerekir mi? Bu durum, diğer hukuk davalarındaki genel kuraldan neden farklılık gösterir?
Hayır, kural olarak işçilik alacaklarına ilişkin mahkeme kararlarının icraya konulabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekmez. Bu durum, genel hukuk davalarından önemli bir farklılık arz eder. Hukukumuzda genel kural, 'şahsın hukukuna' ve 'aile hukukuna' ilişkin ilamlar ile 'gayrimenkulün aynına' ilişkin ilamların kesinleşmedikçe icra edilemeyeceğidir (HMK m. 367/2). Bunun dışındaki alacak ve tazminat davalarına ilişkin ilamlar, kesinleşmeden icraya konulabilir. İşçilik alacakları (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai vb.), birer 'para alacağı' niteliğindedir. Bu nedenle, şahsın veya aile hukukuna ilişkin kararlar kategorisine girmezler. Dolayısıyla, bir iş mahkemesi, işçi lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmettiğinde, işçi bu kararı, karşı taraf (işveren) istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurmuş olsa dahi, derhal icra takibine koyabilir. İşveren, icrayı durdurmak isterse, İcra ve İflas Kanunu m. 36 uyarınca, dosyaya teminat yatırarak üst mahkemeden 'icranın geri bırakılması (tehir-i icra)' kararı almak zorundadır. Bu düzenlemenin amacı, genellikle ekonomik olarak daha zayıf konumda olan işçinin, uzun sürebilen kanun yolu süreçleri boyunca alacağına kavuşmak için bekleyerek mağdur olmasının önüne geçmektir.