Bir ceza davasında, sanığın mahkumiyetine karar veren mahkeme, TCK m. 62'yi uygulayıp uygulamama konusunda gerekçesinde hiçbir değerlendirmeye yer vermemiştir. Bu durum, Yargıtay tarafından nasıl bir hukuka aykırılık olarak nitelendirilir ve sonucu ne olur?
Bu durum, Yargıtay tarafından 'gerekçeli karar hakkı'nın (Anayasa m. 141) ve TCK m. 62/2'nin amir hükmünün ihlali olarak nitelendirilir ve mutlak bir bozma nedenidir. TCK m. 62/2'nin son cümlesi 'Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir' şeklindedir. Bu, hem indirimin uygulandığı hem de uygulanmadığı durumlarda mahkemenin bu konuda bir değerlendirme yapıp bunu gerekçesine yansıtmasının zorunlu olduğu anlamına gelir. Mahkemenin, TCK m. 62'ye hiç değinmemesi, bu konuda bir değerlendirme yapıp yapmadığının denetlenmesini imkansız kılar. Yargıtay, bu durumu 'hükümde isabetsizlik' veya 'kanuna aykırılık' olarak kabul eder. Karar, sanığın lehine veya aleyhine olmasına bakılmaksızın, sırf bu usuli eksiklik nedeniyle bozulur. Yargıtay, bozma kararında, yerel mahkemenin yeniden yapacağı yargılamada, TCK m. 62'de sayılan kriterleri (failin geçmişi, duruşmadaki tavrı vb.) somut olaya göre değerlendirerek, takdiri indirimin uygulanıp uygulanmayacağına dair 'gerekçeli' bir karar vermesi gerektiğini belirtir. Kısacası, TCK m. 62 hakkında sessiz kalmak, kararı hukuken sakatlayan ve tek başına bozma sebebi olan önemli bir usul hatasıdır.