İş Kanunu m. 21/6'da, 'İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir' hükmü yer almaktadır. Bu hüküm, işe iade davası sonucunda işe başlatılmayan ve ilk fesihte kıdemi artarak daha uzun bir ihbar süresine hak kazanmış olabilecek bir işçi için 'fark ihbar tazminatı' talep etme hakkı doğurur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, özellikle Y9.HD 30.10.2023 T, 2023/16274 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80973

Hayır, bu hüküm işçiye 'fark ihbar tazminatı' talep etme hakkı doğurmaz. Yargıtay'ın, özellikle 9. Hukuk Dairesi'nin 30.10.2023 tarihli kararında da teyit edilen istikrarlı uygulamasına göre, ihbar tazminatına ilişkin değerlendirme, 'geçersiz sayılan ilk fesih tarihi'ndeki koşullara göre yapılır. Eğer işveren, ilk fesih anında, işçinin o anki kıdemine göre kanunda belirtilen bildirim süresini tam olarak kullandırmış veya bu süreye ilişkin ihbar tazminatını o anki giydirilmiş ücret üzerinden eksiksiz olarak ödemişse, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. İşe iade davası süresince geçen süre (boşta geçen süre), işçinin kıdemini artırır ve bu artış kıdem tazminatı hesabında dikkate alınır. Ancak bu durum, daha önce usulüne uygun olarak yerine getirilmiş olan bildirim yükümlülüğünü geçersiz kılmaz veya yeniden bir bildirim yükümlülüğü doğurmaz. İş Kanunu m. 21/6'daki hüküm, sadece ve sadece ilk fesihte bildirim yükümlülüğünün 'hiç' yerine getirilmediği durumlar için bir güvencedir. İlk fesihte yükümlülük yerine getirildiyse, işe başlatmama tarihinde işçinin kıdeminin artmış olması nedeniyle yeni veya ek bir ihbar tazminatı (fark ihbar tazminatı) ödenmesi söz konusu olmaz. Yargıtay, bu yorumun kanunun lafzına ve amacına uygun olduğunu kabul etmektedir.