Prime esas ücretin tespiti davasında, Yargıtay'ın 'yazılı delille ispat' kuralını sıkı bir şekilde aradığı (Bkz. Ali Rıza Biber başvurusuna konu Daire kararı) ve 're'sen araştırma' ilkesini benimsediği (Bkz. YHGK kararları) iki farklı yaklaşım görülmektedir. Bir doktora öğrencisi olarak, bu iki yaklaşımın hangi teorik temellere dayandığını ve hangisinin sosyal güvenlik hakkının korunması açısından daha isabetli olduğunu hukuki argümanlarla tartışınız.
Bu iki yaklaşım, medeni usul hukuku ile sosyal güvenlik hukukunun temel felsefeleri arasındaki gerilimi yansıtmaktadır. 1) **'Yazılı Delille İspat' Yaklaşımının Teorik Temeli:** Bu yaklaşım, kökenini klasik medeni usul hukukundan ve HMK m. 200'den alır. Temelinde 'şekilcilik', 'hukuki güvenlik' ve 'ispat kolaylığı' yatar. İmzalı bir bordro, tarafların iradesini yansıtan kesin bir delil olarak kabul edilir ve bunun aksinin ancak eşdeğer güçte bir yazılı delille ispatlanabileceği kuralı, yargılamada belirsizliği azaltmayı ve keyfiliği önlemeyi amaçlar. Bu görüş, uyuşmazlığa özel hukuk mantığıyla yaklaşır ve tarafların kendi delillerini sunma sorumluluğuna vurgu yapar. 2) **'Re'sen Araştırma' Yaklaşımının Teorik Temeli:** Bu yaklaşım, sosyal güvenlik hukukunun 'kamu düzeni' niteliğinden ve 'sosyal devlet' ilkesinden beslenir. Sosyal güvenlik hakkı (Anayasa m. 60), sadece bireyin değil, tüm toplumun ve devletin menfaatini ilgilendiren anayasal bir haktır. Bu davaların sonucu, SGK'nın prim gelirlerini ve gelecekte ödenecek emekli maaşlarını etkiler. Taraflar arasındaki güç dengesizliği (işçi-işveren) ve kayıt dışılığın yaygınlığı nedeniyle, işçiden yazılı delil getirmesini beklemek, hakkın özünü zedeleyebilir. Bu nedenle, mahkemenin 'maddi gerçeği' ortaya çıkarma yükümlülüğü ön plana çıkar ve re'sen araştırma ilkesi devreye girer. **Değerlendirme ve İsabetli Yaklaşım:** Sosyal güvenlik hakkının korunması açısından 're'sen araştırma' ilkesini benimseyen yaklaşım, şüphesiz daha isabetlidir. Katı şekilciliğe dayanan 'yazılı delille ispat' kuralı, sosyal ve ekonomik gerçeklikle çoğu zaman örtüşmez ve güçsüz konumdaki işçinin hak kaybına uğramasına neden olur. Türkiye'deki çalışma hayatının gerçekleri (ücretin bir kısmının elden ödenmesi gibi) göz önüne alındığında, hakimin sadece imzalı bordroya bağlı kalması, maddi gerçeğin ve sosyal güvenlik hakkının feda edilmesi anlamına gelir. Re'sen araştırma ilkesi, hakime tanık dinleme, emsal ücret araştırması yapma, bilirkişi incelemesi gibi araçlarla gerçeğe ulaşma imkanı tanıyarak sosyal devlet ilkesini daha etkin bir şekilde hayata geçirir. YHGK'nın bu yöndeki kararları, Anayasal hakların korunması açısından daha ileri ve doğru bir hukuki yorumu temsil etmektedir.