TCK m. 249'un gerekçesinde belirtilen 'kullanma zimmetinin süre ve biçim bakımından hoşgörüyle karşılanabileceği' ifadesi, bu fiilin suç olmaktan çıkabileceği anlamına mı gelir? Bu 'hoşgörü' kavramının hukuki sınırı nedir?
TCK m. 249'un gerekçesindeki bu ifade, 'kullanma zimmetinin' suç olmaktan çıkabileceği şeklinde değil, TCK m. 247/3'te düzenlenen daha az cezayı gerektiren halin veya TCK m. 249'daki değer azlığı indiriminin uygulanma koşullarının oluştuğunu gösteren bir yorumlama aracı olarak anlaşılmalıdır. 'Hoşgörü' kavramının hukuki sınırı, fiilin kamu idaresinin işleyişine ve duyulan güvene verdiği zararın ciddiyeti ile belirlenir. Bu sınırı belirleyen kriterler şunlardır: 1) **Kullanım Süresi:** Paranın veya malın çok kısa bir süre (birkaç saat veya gün gibi) kullanılıp hemen yerine konması, temellük kastının olmadığını, sadece geçici bir kullanım olduğunu gösterir. Süre uzadıkça, fiil kullanma zimmetinden basit zimmete doğru kayar. 2) **Kullanım Biçimi ve Miktarı:** Kullanılan miktarın çok cüzi olması ve bu kullanımın idarenin işleyişinde ciddi bir aksaklığa yol açmaması gerekir. Örneğin, kasadaki birkaç lirayı öğle yemeği için alıp mesai bitmeden yerine koymak ile idarenin büyük bir ihale teminatını alıp kişisel borcunu kapatmak arasında nitelik farkı vardır. 3) **İade Şekli:** İadenin, herhangi bir denetim veya soruşturma başlamadan, tamamen failin kendi iradesiyle ve derhal yapılmış olması, fiilin hoşgörüyle karşılanabilir nitelikte olduğunun en önemli göstergesidir. Sonuç olarak, 'hoşgörü' kavramı, bir cezasızlık nedeni değil, fiilin TCK m. 247/3 kapsamındaki kullanma zimmeti olarak nitelendirilip daha az bir ceza verilmesi veya elde edilen nemanın TCK m. 249 kapsamında 'değeri az' kabul edilmesi için bir yorum anahtarıdır.