Bir hizmet ilişkisi içinde, failin mağdur üzerinde 'söz geçirebilme gücü ve nüfuzu' olması, TCK m. 105/2-a'daki nitelikli halin uygulanması için yeterli bir kriter midir? Örneğin, bir işyerinin müşterisi olan sanığın, o işyerinde çalışan bir teknik ressama yönelik cinsel tacizi, bu kapsamda değerlendirilebilir mi? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2019/8740 K. sayılı kararı, 'hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz' kavramını nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80954

Hayır, tek başına yeterli bir kriter değildir. TCK m. 105/2-a'daki nitelikli halin uygulanabilmesi için, failin mağdur üzerindeki nüfuzunun 'hizmet ilişkisinden kaynaklanması' gerekmektedir. Bu, genellikle işveren-işçi, usta-çırak gibi, bir tarafın diğerine emir ve talimat verdiği, onun çalışma koşullarını, ücretini, işe devam edip etmeyeceğini belirlediği hiyerarşik ve bağımlılığa dayalı ilişkileri ifade eder. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2019/8740 K. sayılı kararında bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Kararda, 'Sanığın, katılan ...’nun teknik ressam olarak çalıştığı işyerinin müşterisi olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın katılan üzerinde hizmet ilişkisinden kaynaklanan bir nüfuzunun bulunmadığı' belirtilmiştir. Müşteri-çalışan ilişkisi, bir hizmet ilişkisi değildir. Müşteri, çalışanın işvereni değildir; onu işe alma, işten çıkarma veya terfi ettirme gibi bir yetkiye sahip değildir. Müşterinin, hizmet aldığı için bir beklenti içinde olması veya memnuniyetsizliğini dile getirmesi, ona çalışan üzerinde hukuki veya hiyerarşik bir 'nüfuz' sağlamaz. Dolayısıyla, bu tür bir ilişkide işlenen cinsel taciz, hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalanılarak işlenmiş sayılmaz ve suçun basit halini (TCK m. 105/1) oluşturur. Nitelikli halin uygulanması için nüfuzun kaynağının bizzat hizmet ilişkisinin kendisi olması şarttır.