Bir köy tüzel kişiliği, kadim yararlanma hakkına dayanarak mera tespiti ve el atmanın önlenmesi davası açmıştır. Bu tür davalarda, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların seçiminde nelere dikkat edilmelidir? Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/112 K. sayılı kararında belirtilen kriterler nelerdir ve bu kriterlerin amacı nedir?
Mera, yaylak ve kışlak gibi kadim haklara dayalı davalar, genellikle yazılı belgelerden çok, hafızaya ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilere dayanır. Bu nedenle tanık ve yerel bilirkişi beyanları davanın kaderini belirler. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2017/112 K. sayılı kararında, bu beyanların güvenilirliğini ve objektifliğini sağlamak amacıyla uyulması gereken kriterler şöyle sıralanmıştır: 1) **Tarafsızlık:** Dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklar, 'çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek' kişilerden seçilmelidir. Bu amaçla, genellikle davacı ve davalı köylerin dışında, onlara komşu olan ve yöreyi iyi bilen 'çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerin' tercih edilmesi gerektiği belirtilmiştir. 2) **Yöreyi Bilme ve Yaş:** Seçilecek kişilerin, uyuşmazlığın kökenini bilebilecek kadar 'yaşlı' ve 'yöreyi iyi bilen' kişiler olması gerekir. Amaç, sadece mevcut durumu değil, mera üzerindeki kadim (çok eski) kullanım hakkının nasıl ve kim tarafından başlatıldığını, nasıl devam ettiğini bilen kişilerin bilgisine başvurmaktır. Bu kriterlerin amacı, davanın taraflarının kendi lehlerine beyanda bulunacak kişileri tanık göstermesinin önüne geçmek, olabildiğince objektif, tarafsız ve davanın geçmişine ışık tutabilecek güvenilir bilgilere ulaşarak maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır.