HMK m. 259/1 'Tanıklar davaya bakan mahkemede dinlenir' diyerek delillerin doğrudanlığı ilkesini benimsemiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/3011 K. sayılı muhdesatın tespiti davasına ilişkin kararında, tanıkların keşif mahallinde dinlenmesi gerektiğini belirtmesi, bu ilkenin bir istisnası mı yoksa özel bir uygulama şekli midir? Bu uygulamanın amacı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80942

Bu durum, delillerin doğrudanlığı ilkesinin bir istisnası değil, aksine bu ilkenin daha etkin ve sağlıklı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlayan özel bir uygulama şeklidir. Delillerin doğrudanlığı ilkesi, hakimin delile aracısız bir şekilde temas etmesini gerektirir. Bir tanığın sadece duruşma salonunda soyut beyanlarda bulunması, özellikle uyuşmazlığın konusu bir taşınmaz veya fiziki bir mekan ise, hakimin maddi gerçeği tam olarak kavramasına yetmeyebilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/3011 K. sayılı kararında olduğu gibi muhdesatın (bir arazi üzerindeki yapı veya ağaçlar) tespiti davalarında, tanığın 'şu evi babam yaptı' şeklindeki beyanının bir anlam ifade edebilmesi için, o tanığın dava konusu parsel başında, birden fazla yapı varsa hangi yapıyı kastettiğini bizzat göstererek beyanda bulunması gerekir. Bu, HMK m. 259/2'de düzenlenen 'tanığın olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenilmesi' kuralının bir uygulamasıdır. Amaç, tanık beyanını somutlaştırmak, denetlenebilir kılmak ve hakimin, tanığın anlattığı olguları dava konusu olan şey ile doğrudan ilişkilendirmesini sağlamaktır. Böylece delillerin doğrudanlığı ilkesi daha güçlü bir şekilde tesis edilmiş olur.