İnternet dolandırıcılığı suçunda, failin mağduru kandırmak için 'bilişim sistemini' bir araç olarak kullanması ile 'bilişim suretiyle hırsızlık' (TCK m. 142/2-e) suçu arasındaki ayrım nasıl yapılır? Mağdurun iradesinin rolü bu ayrımda ne kadar önemlidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80933

İnternet dolandırıcılığı (TCK m. 158/1-f) ile bilişim suretiyle hırsızlık (TCK m. 142/2-e) arasındaki temel ayrım, 'mağdurun iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı' noktasında ortaya çıkar. **İnternet Dolandırıcılığında:** Fail, bilişim sistemini bir 'araç' olarak kullanarak mağdurla iletişime geçer ve hileli davranışlarla onu aldatır. Mağdur, bu aldatma sonucu kandırılmış bir iradeyle, malvarlığı üzerinde bir tasarrufta bulunur (örneğin, para gönderir, şifresini verir). Burada hile insana yöneliktir ve malın teslimi, sakatlanmış da olsa bir iradeye dayanır. Örneğin, sahte bir e-ticaret sitesinden ürün sipariş edip para göndermek veya telefonda kendini polis olarak tanıtan kişiye inanıp internet bankacılığından para transferi yapmak dolandırıcılıktır. **Bilişim Suretiyle Hırsızlıkta:** Fail, mağdurun iradesini hedef almaz. Bunun yerine, bilişim sisteminin kendisini veya güvenlik açıklarını hedef alarak, mağdurun rızası ve bilgisi dışında, onun malvarlığı değerini kendi zilyetliğine geçirir. Burada hile sisteme yöneliktir veya hiç hile yoktur, sadece yetkisiz bir erişim ve alma eylemi vardır. Örneğin, phishing (oltalama) ile elde edilen banka bilgileriyle mağdurun hesabına girip para transferi yapmak, mağdurun banka kartı bilgilerini kopyalayarak harcama yapmak hırsızlıktır. Çünkü mağdur, bu işlemlerin yapılmasına yönelik bir irade beyanında bulunmamıştır. Dolayısıyla, mağdurun aldatılmış bir iradesi varsa dolandırıcılık, rızası dışında bir 'alma' eylemi varsa hırsızlık suçu oluşur.