Toplumda infial yaratan bir suç (örneğin kasten öldürme) işleyen bir sanık hakkında, TCK m. 62'de sayılan indirim nedenlerinden birinin (örneğin yargılama boyunca saygılı bir tutum sergilemesi) varlığı halinde, hakimin kamuoyu baskısı nedeniyle takdiri indirim uygulamaması, 'hukuk devleti' ve 'kanunilik' ilkeleri açısından nasıl bir sorun yaratır? 'Takdiri İndirim Nedenleri' başlıklı makalede bu konuda nasıl bir çözüm önerilmektedir?
Hakimin, kanunda açıkça düzenlenen bir indirim nedeninin şartları oluşmasına rağmen, kamuoyu baskısı veya suçun toplumda yarattığı infial nedeniyle bu indirimi uygulamaması, 'hukuk devleti' ve 'suçta ve cezada kanunilik' ilkelerini temelden zedeler. Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca hakimler, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler; hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Kamuoyu baskısı da bu kapsamdadır. Hakim, kararını verirken dosyadaki delillere ve kanun metinlerine bağlıdır, toplumsal beklentilere göre hareket edemez. TCK m. 62, herhangi bir suç ayrımı yapmaksızın tüm suçlar için uygulanabilir bir normdur. Eğer sanık, yargılama boyunca saygılı bir tutum sergilemişse, bu durum TCK m. 62/2 kapsamında bir indirim nedeni olarak değerlendirilebilir. Hakimin, sırf suçun niteliği ağır diye bu olguyu yok sayması, kanunu keyfi olarak uygulaması anlamına gelir. Makalede önerilen çözüm de bu noktadadır: Eleştirinin hedefi, kanunu hukuka uygun olarak uygulayan hakim değil, yasanın kendisi, yani yasama organı olmalıdır. Eğer toplum, belirli suçlarda (kadına şiddet, cinsel suçlar vb.) takdiri indirim uygulanmasını istemiyorsa, bunun çözümü, kanun değişikliği yoluyla TCK m. 62'ye bu suçlar için bir istisna getirilmesidir. Mevcut kanuni düzenleme bu şekildeyken, şartları oluştuğunda indirimi uygulayan hakimi eleştirmek yerine, kanunun değiştirilmesi için yasama organına yönelik talepte bulunulması 'hukuk devleti' ilkesine daha uygundur.