Velayetin değiştirilmesi davasında, idrak yaşına sahip olduğu kabul edilen bir çocuğun görüşünün alınması zorunlu mudur? Mahkemenin, çocuğun beyanına rağmen, onun üstün yararının aksini gerektirdiği kanaatine vararak farklı bir karar vermesi mümkün müdür?
Evet, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, kendisini ilgilendiren bir davada, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip (idrak yaşında) olan çocuğun görüşünün alınması ve bu görüşe gereken önemin verilmesi bir zorunluluktur. Genellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar idrak yaşında kabul edilmekle birlikte, bu durum her çocuğun kendi gelişim düzeyine göre pedagog veya uzman raporuyla belirlenmelidir. Çocuğun görüşünün alınmaması, tek başına bir bozma nedenidir. Ancak, mahkeme çocuğun beyanıyla mutlak surette bağlı değildir. Velayet davalarında temel ilke 'çocuğun üstün yararı'dır. Hakim, çocuğun beyanını önemli bir delil olarak değerlendirmekle birlikte, bu beyanın çocuğun anlık isteklerinden mi, ebeveynlerden birinin yönlendirmesinden mi kaynaklandığını veya kendi uzun vadeli menfaatleriyle çelişip çelişmediğini takdir etmekle yükümlüdür. Örneğin, çocuk daha rahat ve kuralsız bir ortam sunduğu için bir ebeveyni tercih edebilir, ancak diğer ebeveynin sunduğu eğitim ve gelişim imkanları çocuğun üstün yararına daha uygun olabilir. Bu durumda hakim, sosyal inceleme raporu, tanık beyanları ve diğer tüm delilleri bir bütün olarak değerlendirerek, çocuğun beyanının aksine ama onun üstün yararına olduğuna inandığı bir karar verebilir. Önemli olan, kararın gerekçesinde çocuğun görüşünün neden dikkate alınmadığının somut ve makul gerekçelerle açıklanmasıdır.