Velayeti anneye verilen bir çocuğun, annesiyle farklı bir soyadı taşımasından rahatsız olması ve annenin bu durumu mahkemeye taşıyarak çocuğun kendi soyadını almasını talep etmesi, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/4719 K. sayılı kararı, bu talebi velayet hakkı kapsamında görmesinin hukuki dayanakları nelerdir?
Bu talep, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi çerçevesinde olumlu değerlendirilmelidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/1306 E., 2018/4719 K. sayılı kararı, bu konuda önemli bir içtihat değişikliğini yansıtmaktadır. Kararın hukuki dayanakları şunlardır: 1) **Velayet Hakkının Kapsamı:** Velayet, sadece bakım ve gözetimi değil, çocuğun kişiliğine ilişkin konularda karar verme yetkisini de içerir. Çocuğun soyadı, onun kişiliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Velayet hakkına sahip olan ebeveynin, çocuğun günlük hayatta (okulda, sosyal çevrede) yaşadığı sorunları ve soyadı farklılığından kaynaklanan psikolojik sıkıntıları gidermek amacıyla bu yönde bir talepte bulunması, velayet hakkının doğal bir kullanımıdır. 2) **Çocuğun Üstün Yararı:** Çocuğun, fiilen birlikte yaşadığı ve velisi olan ebeveyniyle farklı bir soyadı taşıması, aidiyet duygusunu zedeleyebilir, sosyal ve idari işlemlerde zorluklar yaratabilir. Çocuğun bu durumdan rahatsız olduğunu belirtmesi, talebin onun üstün yararına olduğunun en önemli göstergesidir. 3) **Anayasa Mahkemesi Kararları:** Anayasa Mahkemesi, benzer konulardaki bireysel başvuru kararlarında, kadın ve erkeğin soyadı konusundaki eşitliğine ve çocuğun menfaatinin önceliğine vurgu yapmıştır. Yargıtay kararı da bu anayasal ilkelerle uyumludur. 4) **Engelleyici Hüküm Olmaması:** Medeni Kanun'da, velayeti alan annenin, çocuğa kendi soyadını vermesini engelleyen açık bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkemenin, çocuğun menfaati gerektiriyorsa bu yönde karar vermesi mümkündür. Dolayısıyla, Yargıtay, bu talebi velayet hakkı kapsamında değerlendirmiş ve çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa kabul edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.