İYUK m. 33/1, kamu görevlilerinin atanma ve nakil davalarında yetkili mahkemenin 'yeni veya eski görev yeri' mahkemesi olduğunu belirterek davacıya seçimlik bir hak tanımıştır. Davacı, bu hakkını kullanarak eski görev yeri olan İstanbul'da dava açmış, ancak mahkeme yetkisizlik kararıyla dosyayı Ankara'ya göndermiştir. Ankara'daki mahkemenin de kendisini yetkisiz görmesiyle çıkan uyuşmazlıkta, Danıştay 5. Dairesi'nin 2015/6920 K. sayılı kararının temeli nedir? Bu karar, davacının seçimlik hakkının mahkeme tarafından göz ardı edilemeyeceğini mi göstermektedir?
Evet, bu karar davacının kanunla tanınan seçimlik yetki hakkının mahkeme tarafından keyfi olarak göz ardı edilemeyeceğini açıkça göstermektedir. İYUK m. 33/1, kamu görevlilerinin atanma ve nakil davaları için özel bir yetki kuralı getirmiştir. Bu kural, genel yetki kuralından (İYUK m. 32 - işlemi yapan idarenin bulunduğu yer) farklı olarak, davacı kamu görevlisine kolaylık sağlamak amacıyla, davasını ister atandığı yeni görev yerinde, isterse ayrıldığı eski görev yerinde açma imkanı tanır. Bu bir 'seçimlik yetki' kuralıdır. Davacı, bu seçimlik hakkını kullanarak davayı kanunda belirtilen yetkili mahkemelerden birinde (örneğimizde eski görev yeri olan İstanbul'da) açtığında, o mahkeme artık yetkili hale gelir ve yetkisizlik kararı veremez. Danıştay 5. Dairesi'nin 2015/6920 K. sayılı kararının temeli, İYUK m. 33/1'in bu açık hükmüdür. İlk mahkemenin, davacının yasal seçimlik hakkını kullanarak açtığı davada yetkisizlik kararı vermesi hatalıdır. Danıştay, yetki uyuşmazlığını çözerken bu özel ve açık kanun hükmünü uygulamış ve davanın, davacının ilk olarak tercih ettiği ve kanunen yetkili olan mahkemede (İstanbul İdare Mahkemesi) görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu, kanunun davacıya tanıdığı bir hakkın mahkeme tarafından yok sayılamayacağının bir göstergesidir.