Bir davada, zimmete geçirildiği iddia edilen miktar (örneğin 213,85 TL) suç tarihi itibarıyla 'pek hafif' değerde ise, TCK m. 249'un uygulanması mahkemenin takdirinde midir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/44 K. sayılı kararında, mahkemenin bu maddeyi uygulamamasının bozma sebebi sayılması, bu hükmün uygulanmasının bir zorunluluk olduğunu mu gösterir?
Evet, bu hükmün uygulanması bir zorunluluktur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/44 K. sayılı kararında, zimmet miktarının (213,85 TL) suç tarihi itibarıyla pek hafif değerde olduğu tespiti yapıldıktan sonra, 'sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 249. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi' bir bozma nedeni olarak belirtilmiştir. TCK m. 249, 'malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza ... indirilir' şeklinde emredici bir ifade kullanmaktadır. Bu, mahkemenin takdir yetkisinin, malın değerinin az olup olmadığını tespit etmekle sınırlı olduğunu gösterir. Mahkeme, somut olayın koşulları, suç tarihindeki paranın alım gücü ve ekonomik şartları değerlendirerek zimmet konusu malın değerinin 'az' olduğuna kanaat getirirse, TCK m. 249'da öngörülen indirimi yapmak zorundadır. İndirimi yapıp yapmama konusunda bir serbestisi yoktur. Takdir yetkisi, sadece kanunda belirtilen 'üçte birden yarıya kadar' olan indirim oranını belirlemek noktasındadır. Dolayısıyla, değerin az olduğu objektif olarak saptanabilir bir durumda, mahkemenin bu maddeyi uygulamaması kanuna aykırılık teşkil eder ve Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır.