HMK Madde 259/3, mahkemenin 'hasta veya engelli olmasından dolayı gelemeyen tanığı bulunduğu yerde' dinleyeceğini hükme bağlamıştır. Bu hüküm, mahkeme için bir takdir yetkisi midir, yoksa bir zorunluluk mudur? Bu usulün uygulanmasında, tanığın hastalığının veya engelinin ne şekilde belgelendirilmesi gerekir?
HMK Madde 259/3'te kullanılan 'dinler' ifadesi, emredici bir nitelik taşır. Dolayısıyla, bir tanığın mahkemeye gelemeyecek derecede hasta veya engelli olduğu usulüne uygun olarak kanıtlandığında, mahkemenin o tanığı bulunduğu yerde (evinde, hastanede vb.) dinlemesi bir zorunluluktur; bu konuda bir takdir yetkisi yoktur. Bu hüküm, hem maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet eder (tanığın beyanından mahrum kalmamak için) hem de tanığın sağlık durumunu korumayı hedefler. Tanığın mahkemeye gelemeyecek durumda olduğunun belgelendirilmesi gerekir. Bu genellikle resmi veya özel bir sağlık kuruluşundan alınmış, tanığın durumunu, teşhisini ve 'mahkemeye gidemeyeceğini' açıkça belirten bir doktor raporu ile yapılır. Raporun içeriği mahkeme tarafından yetersiz veya şüpheli görülürse, mahkeme tanığın Adli Tıp Kurumu veya başka bir resmi sağlık kurulu tarafından muayene edilerek rapor alınmasına karar verebilir. Bu şartlar sağlandığında, mahkeme bir naip hakim görevlendirerek veya heyet halinde tanığın bulunduğu yere giderek dinleme işlemini gerçekleştirmelidir.