Bir ceza davasında sanığın savunmasının, 'benzer vakalarda yapılan savunmalara benzediği' veya sanığın 'adli sicil kaydının bulunduğu' gerekçeleriyle dikkate alınmaması ve delil toplama taleplerinin reddedilmesi, 'masumiyet karinesi' ve 'silahların eşitliği' ilkeleriyle bağdaşır mı? Tamer Karataş (B. No: 2020/3612) kararında AYM'nin bu konudaki yaklaşımı nedir?
Hayır, bu tür gerekçeler hem 'masumiyet karinesi' hem de 'silahların eşitliği' ilkeleriyle açıkça çelişir. Her dava kendi somut koşulları içinde değerlendirilmelidir. Bir sanığın savunmasının başka sanıkların savunmalarına benzemesi veya geçmişte suç işlemiş olması, mevcut davada suçlu olduğu anlamına gelmez ve savunmasının değersiz olduğu sonucunu doğurmaz. Masumiyet karinesi (Anayasa m. 38/4), suçluluğu kesin bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar herkesin masum sayılmasını gerektirir. Sanığın geçmişi veya savunmasının klişe olması, onun mevcut davadaki delil toplama taleplerinin reddi için bir gerekçe olamaz. Anayasa Mahkemesi, Tamer Karataş (B. No: 2020/3612, 4/7/2022) kararında tam da bu noktaya dikkat çekmiştir. AYM, mahkemenin, sanığın savunmasını ve delil taleplerini, 'başvurucu hakkında devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile adli sicil kaydında gözüken benzer eylemleri' gerekçe göstererek araştırmamasını, başvurucuyu iddia makamı karşısında 'önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürdüğünü' belirterek 'silahların eşitliği' ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu, her davanın kendi delilleriyle çözülmesi gerektiğini ve sanığın kişiliğine veya geçmişine dayalı önyargılı yaklaşımların adil yargılanma hakkını temelden zedelediğini gösterir.