Bir ceza davasında sanık, mahkumiyetine dayanak olan olguların aksini ispatlamak amacıyla delil toplanmasını talep etmiş, ancak mahkeme bu talepleri 'mevcut delil durumu' gibi muğlak bir gerekçeyle reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin Mustafa Doğan (B. No: 2019/11137) kararında, bu tür bir gerekçenin 'ilgili ve yeterli gerekçe' koşulunu karşılayıp karşılamadığı nasıl değerlendirilmiştir? Savunma hakkı ile mahkemenin delilleri takdir yetkisi arasındaki denge bu kararda nasıl kurulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80887

Anayasa Mahkemesi, Mustafa Doğan (B. No: 2019/11137, 16/11/2022) kararında, sanığın delil toplama taleplerinin 'dosyadaki mevcut delil durumu' gibi soyut ve muğlak bir gerekçeyle reddedilmesinin 'ilgili ve yeterli gerekçe' koşulunu karşılamadığına ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Mahkemelerin delilleri takdir etme yetkisi olmakla birlikte, bu yetki sınırsız değildir ve keyfi olarak kullanılamaz. Savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılabilmesi için, sanığın mahkumiyetini veya cezasını etkileyebilecek 'esaslı' delil taleplerinin makul ve somut gerekçelerle karşılanması veya reddedilmesi gerekir. 'Mevcut delil durumu' şeklindeki bir gerekçe, mahkemenin sanığın talebini neden gereksiz veya ilgisiz bulduğunu açıklamaz; sadece bir sonuca işaret eder. AYM, bu tür bir gerekçenin, mahkemenin sanığın savunmasının özünü oluşturan iddiaları ciddiye almadığı izlenimi yarattığını ve savunma makamını iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürerek 'silahların eşitliği' ilkesini zedelediğini belirtmiştir. Dolayısıyla, mahkeme delil talebini reddedecekse, CMK m. 206/2'ye uygun olarak, o delilin neden karara etkisinin olmadığını veya neden davayı uzatma amacı taşıdığını somut olayın özelliklerine göre gerekçelendirmelidir.