Bir çocuğun vücudunda sigara söndürme, ısırma, aç susuz bırakma ve kolunu kırma gibi farklı nitelikteki eylemler, ayrı ayrı kasten yaralama suçlarını mı oluşturur, yoksa tek bir eziyet suçu mu? Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2012/20031 K. sayılı kararı, bu durumda TCK m. 44 (fikri içtima) ve TCK m. 61 (cezanın belirlenmesi) hükümlerini nasıl birleştirerek bir çözüm üretmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80884

Bu tür eylemler, 'süreklilik gösteren' bir nitelik taşıdığında, ayrı ayrı kasten yaralama suçlarını değil, TCK m. 96/2-a (çocuğa karşı) ve TCK m. 96/2-b (üstsoy tarafından) kapsamında tek bir nitelikli eziyet suçunu oluşturur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2012/20031 K. sayılı kararı, bu konudaki hukuki çerçeveyi net bir şekilde çizmiştir. Kararda, farklı zamanlarda gerçekleşen sigara söndürme, ısırma, aç bırakma, dövme ve kasten yaralama (kol kırma) fiillerinin 'süreklilik gösteren eylemler' olduğu ve bir bütün olarak eziyet suçunu oluşturduğu belirtilmiştir. Sorun, bu eylemlerden birinin (kol kırma) neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama niteliğinde olmasıdır. Eziyet suçunda neticesi sebebiyle ağırlaşmış haller özel olarak düzenlenmediği için, Yargıtay TCK m. 44 (fikri içtima) uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan, yani eziyet suçundan ceza verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak meydana gelen ağır sonuç (yaraların ağırlığı), cezanın bireyselleştirilmesi kapsamında (TCK m. 61) dikkate alınmalıdır. Yani, faile sadece eziyet suçundan ceza verilir, ancak temel ceza, fiilin yarattığı ağır haksızlık içeriği nedeniyle TCK m. 3 (orantılılık ilkesi) ve m. 61 (cezanın belirlenmesi) uyarınca alt sınırdan önemli ölçüde uzaklaşılarak tayin edilmelidir. Bu çözüm, hem suçların doğru bir şekilde tek bir fiil altında toplanmasını sağlamakta hem de meydana gelen zararın cezada karşılığını bulmasını temin etmektedir.