Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3740 K. sayılı kararında, davacının 'üyelik kaydının silinmesi' talebinin, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevine girdiği belirtilerek, bu istem yönünden davanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu durum, bir dava içinde birden fazla ve farklı mahkemelerin görev alanına giren taleplerin bulunması halinde izlenmesi gereken usulü nasıl açıklamaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80879

Bu karar, bir dava dilekçesinde, farklı hukuki nitelikte ve farklı mahkemelerin görev alanına giren birden fazla talebin bir arada ileri sürülmesi durumunda izlenmesi gereken usulü göstermektedir. Medeni usul hukukunda 'davaların yığılması' (objektif dava birleşmesi) kurumu, bir davacının aynı davalıya karşı birden fazla talebini aynı dava dilekçesiyle ileri sürmesine olanak tanır (HMK m. 110). Ancak bu taleplerin tümünün aynı yargı kolu ve aynı görevli mahkeme nezdinde görülebilir olması gerekir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin kararındaki olayda, davacı hem menfi tespit davası (Asliye Hukuk Mahkemesi'nin genel görev alanında) hem de kooperatif üyelik kaydının silinmesi talebinde bulunmuştur. Yargıtay, kooperatif üyeliğiyle ilgili uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevine girmediğini, dolayısıyla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin, görevine giren menfi tespit talebi ile görevine girmeyen üyelik kaydının silinmesi talebini birbirinden ayırması (tefrik etmesi), görevine giren talep hakkında esastan bir karar vermesi, görevine girmeyen talep hakkında ise dosyayı ayırarak bu kısım için 'görevsizlik' kararı vermesi ve dosyayı görevli mahkemeye göndermesi gerekirdi. Mahkemenin bu istem yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar vermemesi, hem taleple bağlılık ilkesine (HMK m. 26) hem de görev kurallarının kamu düzeninden olmasına (HMK m. 1) aykırılık teşkil ettiği için bozma nedeni sayılmıştır.