Bir davada, davalı vekili, davacının açtığı davanın reddini ve HMK m. 329/1-2 uyarınca davacının cezalandırılmasını talep etmiştir. Mahkemenin, davanın reddine karar verirken, HMK m. 329 talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmaması, hukuki bir eksiklik midir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/11664 sayılı kararının bozulma gerekçeleri ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3740 sayılı kararındaki yaklaşımı karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80878

Evet, bu durum hukuki bir eksikliktir ve bozma nedenidir. Mahkeme, tarafların talepleriyle bağlıdır (HMK m. 26) ve yargılama sonunda tüm talepler hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermek zorundadır. HMK m. 329'un uygulanması talebi de bu kapsamdadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3740 sayılı kararında, davacı vekilinin HMK m. 329/1'in uygulanmasına yönelik talebi hakkında mahkemenin olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurmaması açıkça bir bozma sebebi olarak sayılmıştır. Bu, talebin varlığı halinde mahkemenin bu konuda bir değerlendirme yapma ve karar verme zorunluluğunu gösterir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/11664 sayılı kararında ise mahkeme, davalının HMK m. 329 talebini görmezden gelerek sadece davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay bu kararı, imza incelemesi gibi esasa ilişkin başka nedenlerle bozmuştur; HMK m. 329 talebi hakkında hüküm kurulmaması doğrudan bir bozma nedeni olarak belirtilmemiştir. Ancak bu, talebin karara bağlanması gerekmediği anlamına gelmez. Aksine, 23. Hukuk Dairesi'nin kararı daha yerleşik ve doğru bir usul kuralını yansıtmaktadır: Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen her talep gibi, HMK m. 329'a dayalı talep de mahkeme tarafından gerekçesiyle birlikte karara bağlanmalıdır. Bu konuda sessiz kalınması, 'talepten fazla veya başka bir şeye karar verememe' ilkesinin ihlali niteliğindedir.