Olağanüstü kat malikleri kurulu toplantısında alınan kararların iptali istemiyle açılan bir davada, davacılar aynı zamanda HMK m. 329 uyarınca davalı yöneticinin haksız eylemleriyle davaya sebebiyet verdiğini ileri sürerek akdi vekalet ücreti ve disiplin para cezası talep etmiştir. Mahkemenin, toplantı kararlarını iptal ederken, yöneticinin kötü niyetinin ispat olunamadığı gerekçesiyle HMK m. 329 taleplerini reddetmesi hukuken tutarlı mıdır? Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/6392 sayılı kararı bu konuda neyi irdelemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80876

Mahkemenin bu şekilde bir karar vermesi hukuken tutarlıdır ve mümkündür. HMK m. 329'un uygulanması, davanın kabul veya reddedilmesinden bağımsız, ayrı bir koşula, yani karşı tarafın 'kötü niyetli' veya 'hiçbir hakkı olmadığı halde' hareket ettiğinin ispatlanmasına bağlıdır. Bir kat malikleri kurulu kararının usule veya yasaya aykırı olması, kararı alan veya uygulayan yöneticinin otomatik olarak kötü niyetli olduğu anlamına gelmez. Yönetici, hukuki bir yanılgı içinde olabilir, yanlış bilgiye dayanabilir veya iyi niyetle ancak hatalı bir işlem tesis etmiş olabilir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/6392 sayılı kararında, mahkeme, toplantının yapılmasının zorunlu ve gerekli olmadığı gerekçesiyle kararları iptal etmiş, ancak davalıların kötü niyetinin ispat olunamadığından HMK m. 329 kapsamındaki talepleri reddetmiştir. Yargıtay bu kararı, HMK m. 329 açısından değil, toplantıya ilişkin KMK m. 29'daki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ve nisaplar gibi esasa ilişkin konularda yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle bozmuştur. Bu durum, mahkemenin, bir işlemi hukuka aykırı bulup iptal ederken, aynı zamanda işlemi yapanın kötü niyetli olmadığı sonucuna varabileceğini ve dolayısıyla HMK m. 329 taleplerini reddedebileceğini göstermektedir. Kötü niyet, ayrıca ve açıkça ispatlanması gereken bir olgudur.