Prime esas ücretin tespiti davalarında, Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre 're'sen araştırma ilkesi' uygulanmaktadır. Bu ilke, HMK'daki 'yazılı delille ispat' ve 'imzalı bordronun aksi ancak eşdeğerde yazılı delille ispat edilebilir' kuralları karşısında nasıl bir önceliğe sahiptir? Ali Rıza Biber başvurusuna konu olan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin bozma kararındaki 'yazılı belge' ısrarı ile YHGK'nın 're'sen araştırma' ilkesini vurgulayan kararları arasındaki potansiyel çelişkiyi değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80873

Prime esas ücretin tespiti davaları, kamu düzenini ve kişinin anayasal sosyal güvenlik hakkını (Anayasa m. 60) ilgilendirdiği için özel bir nitelik taşır. Bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun da belirttiği gibi (örn: E.2020/(21)10-280, K.2022/871), bu davalarda HMK'daki taraflarca getirilme ilkesi yerine 're'sen araştırma ilkesi' uygulanır. Bu ilke, hakimin tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın, gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli tüm delilleri kendiliğinden toplamasını gerektirir. Bu bağlamda, 'imzalı bordronun aksi ancak eşdeğerde yazılı delille ispat edilebilir' şeklindeki kural, özel hukuk uyuşmazlıkları için geçerli olup, kamu düzenini ilgilendiren bu tür hizmet tespiti davalarında mutlak bir geçerliliğe sahip değildir. Hakim, imzalı bordro olmasına rağmen, tanık beyanları, müfettiş raporları, emsal ücret araştırması, banka hareketleri ve bağlantılı davalardaki tespitler gibi her türlü delili değerlendirerek maddi gerçeğe ulaşmaya çalışmalıdır. Ali Rıza Biber başvurusuna konu olan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin kararındaki katı 'yazılı delil' ısrarı, YHGK'nın re'sen araştırma ilkesini vurgulayan genel yaklaşımıyla çelişir görünmektedir. Sosyal güvenlik hakkının özünü koruma amacı, katı şekil kurallarının esnetilmesini ve maddi gerçeğin her türlü delille araştırılmasını gerektirir. Dolayısıyla, re'sen araştırma ilkesi, bu tür davalarda yazılı delil kuralına göre öncelikli ve üstün bir konumdadır.