İnternet üzerinden verilen bir ilana güvenerek kapora gönderen ancak malı teslim alamayan bir kişinin dolandırılması eylemi, TCK m. 158/1-f (bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması) kapsamında mı, yoksa TCK m. 158/1-g (basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay'ın bu konudaki içtihat değişikliğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80868

Bu eylem, TCK m. 158/1-f'de düzenlenen 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle' nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Yargıtay başlangıçta, internet sitelerini geniş bir yorumla 'basın ve yayın aracı' kabul ederek bu tür eylemleri TCK m. 158/1-g kapsamında değerlendirmişti. Ancak bu yorum, 'basın ve yayın' kavramının hukuki tanımıyla (süreli veya süresiz, kitle iletişimine yönelik yazılı, görsel, işitsel yayınlar) tam olarak örtüşmediği ve internetin kendine özgü yapısını göz ardı ettiği için eleştirilmiştir. Daha sonra Yargıtay, içtihadını değiştirerek isabetli bir şekilde bu tür eylemlerin TCK m. 158/1-f kapsamında olduğuna karar vermiştir. Çünkü internet, TCK m. 243'ün gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler' tanımına uyan bir 'bilişim sistemidir'. Dolandırıcılık eyleminde internet sitesi, mağdur ile fail arasında iletişimi sağlayan, hileli beyanların (sahte ilan) sunulduğu ve mağdurun iradesinin fesada uğratıldığı bir 'araç' olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle güncel ve yerleşik Yargıtay içtihadına göre, internet ilanı yoluyla işlenen dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmiş sayılır.