İdari yargıda 'iptal davası' ile 'tam yargı davası' arasındaki temel farklar nelerdir? Bir idari işlem nedeniyle hem işlemin hukuka aykırılığını iddia eden hem de bu işlemden dolayı maddi zarara uğradığını belirten bir kişi, bu iki dava türünü nasıl kullanabilir? (İYUK m. 2, m. 12)
İptal davası ve tam yargı davası, idari yargının iki temel dava türüdür ve aralarındaki farklar amaçları ve sonuçları bakımından ortaya çıkar: 1) **Amaç:** İptal davasının amacı, hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir idari işlemin (örneğin, bir atama kararı, disiplin cezası, yıkım kararı) ortadan kaldırılmasıdır. Bu dava, objektif olarak hukuk düzenini korumayı hedefler. Tam yargı davasının amacı ise, bir idari işlem, eylem veya sözleşme nedeniyle bir kişinin malvarlığında veya şahıs varlığında meydana gelen bir zararın (maddi veya manevi) idare tarafından tazmin edilmesidir. Bu dava, sübjektif bir hakkın ihlalini gidermeyi hedefler. 2) **Konu:** İptal davasının konusu sadece idari işlemlerdir. Tam yargı davasının konusu ise idari işlemler, idari eylemler (örn: idarenin bir hizmeti kusurlu yürütmesi) ve idari sözleşmeler olabilir. 3) **Sonuç:** İptal davası kabul edilirse, hukuka aykırı işlem tesis edildiği andan itibaren geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Tam yargı davası kabul edilirse, mahkeme idareyi belirli bir miktar tazminat ödemeye mahkum eder. İYUK m. 12'ye göre, bir işlemden hem hukuka aykırılık hem de zarar doğmuşsa, ilgili kişi şu yolları izleyebilir: a) İptal ve tam yargı davasını birlikte açabilir. b) Önce sadece iptal davası açıp, bu davanın lehine sonuçlanmasından sonra, kararın tebliğinden itibaren süresi içinde ayrıca bir tam yargı davası açabilir. c) Doğrudan doğruya sadece tam yargı davası açabilir.