Bir sanığın yargılama boyunca susma hakkını kullanması veya suçlamaları inkâr etmesi, TCK Madde 62'deki takdiri indirim nedenlerinin uygulanmamasına gerekçe teşkil edebilir mi? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/9285 K. sayılı kararındaki karşı oy gerekçesi, bu durumu Anayasa'da güvence altına alınan haklar bağlamında nasıl değerlendirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80863

Hayır, sanığın Anayasal bir hak olan susma hakkını (Anayasa m. 38/5, CMK m. 147/1-e) kullanması veya savunma hakkı kapsamında suçlamaları inkâr etmesi, aleyhine yorumlanarak takdiri indirim (TCK m. 62) uygulanmamasına gerekçe yapılamaz. Bu tür bir yaklaşım, Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir hakkın kullanılmasını cezalandırmak anlamına gelir ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2021/9285 K. sayılı kararındaki muhalefet şerhinde bu husus isabetli bir şekilde vurgulanmıştır. Karşı oyda, 'sanığın yargılama sırasında pişmanlık göstermeyişi, örgütsel tavır kapsamında suçunun inkarı' gibi gerekçelerin, savunma hakkının kullanımı olduğu ve takdiri indirim uygulanmaması için yasal ve yeterli bir gerekçe olmadığı belirtilmiştir. Bir sanığın suçunu kabul etmemesi, onun pişman olmadığı anlamına gelmez; masum olduğuna inanıyor olabilir. Pişmanlık, suçunu ikrar eden bir sanık için değerlendirilebilecek bir durumdur. Dolayısıyla, mahkemelerin TCK m. 62'yi uygularken veya uygulamazken, sanığın yasal haklarını kullanmasını aleyhe bir durum olarak değerlendirmesi, hukuka ve Anayasa'ya aykırıdır. Takdiri indirim için failin geçmişi, duruşmadaki saygılı tutumu, fiilden sonraki olumlu davranışları gibi başka objektif kriterler aranmalıdır.