Velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması davasında, davanın kamu düzenine ilişkin olması ve re'sen araştırma ilkesinin uygulanması, HMK'daki 'taraflarca getirilme ilkesi' ve delillerin sunulma zamanı kuralları karşısında nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1887 E., 2017/1196 K. sayılı kararı, bu davalarda tanık bildirme süreleri konusunda nasıl bir içtihat oluşturmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80860

Velayetin değiştirilmesi veya kaldırılması davaları, çocuğun üstün yararını korumayı amaçladığı için kamu düzenine ilişkindir. Bu niteliği, HMK'daki genel usul kurallarının katı bir şekilde uygulanmasını engeller. Normal bir davada geçerli olan 'taraflarca getirilme ilkesi' (HMK m. 25) yerine, bu davalarda 're'sen (kendiliğinden) araştırma ilkesi' geçerlidir. Bu, hakimin tarafların bildirdiği delillerle bağlı kalmayıp, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli gördüğü tüm araştırmaları kendiliğinden yapabileceği anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1887 E., 2017/1196 K. sayılı kararında bu ilkenin somut bir sonucu ele alınmıştır. Karara konu olan olayda, yerel mahkeme, davalının tanık isimlerini birinci celseye kadar bildirmediği gerekçesiyle tanık dinletme talebini reddetmiştir. HGK, bu kararı bozmuştur. Çünkü velayet davaları çekişmesiz yargı işi (HMK m. 382) niteliğindedir ve re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Çocuğun üstün yararı, katı usul kurallarının önüne geçer. Bu nedenle, taraflar delillerini (örneğin tanık listesini) yargılamanın her aşamasında ileri sürebilirler. Hakimin, sırf süresinde bildirilmediği gerekçesiyle, çocuğun menfaatini aydınlatabilecek bir delili toplamaktan kaçınması, re'sen araştırma ilkesine ve davanın kamu düzeni niteliğine aykırıdır. Bu karar, velayet davalarında delil sunma sürelerinin esnek yorumlanması gerektiğini ortaya koyan önemli bir içtihattır.