TCK m. 54/1, suçta kullanılan eşyanın 'iyiniyetli üçüncü kişilere' ait olması durumunda müsadere edilemeyeceğini belirtmektedir. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu m. 13 ise kaçak eşya taşımasında kullanılan aracın müsaderesi için ek koşullar getirmektedir. Bir araç sahibi, aracını kiraladığı kişinin kaçakçılık yapacağından haberdar olmamasına rağmen, aracın yükünün tamamının kaçak eşyadan oluşması durumunda 'iyiniyetli' sayılabilir mi? Bu iki kanun hükmü birlikte nasıl yorumlanmalıdır? (Bkz. Yargıtay 7. Ceza Dairesi - Karar : 2018/2674)
Bu durum, TCK'daki genel müsadere hükmü ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'ndaki (KMK) özel müsadere hükmünün çatışması gibi görünen, ancak birlikte yorumlanması gereken bir noktadır. TCK m. 54/1, 'iyiniyetli üçüncü kişiye' ait malın müsadere edilemeyeceğini genel bir kural olarak koyar. İyiniyet, kişinin malının suçta kullanıldığını bilmemesi ve bilebilecek durumda olmamasını ifade eder. KMK m. 13 ise, TCK hükümlerine atıf yapmakla birlikte, nakil aracının müsaderesi için ek objektif koşullar getirir. Bunlardan biri, 'kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması'dır. Yargıtay uygulamasına göre, bu iki hüküm bir arada değerlendirilmelidir. Öncelikle mal sahibinin 'iyiniyetli' olup olmadığına bakılır. Eğer mal sahibi, aracının kaçakçılıkta kullanılacağını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa (örneğin, aracına özel zulalar yapılmasına izin vermişse), iyiniyetli sayılmaz ve KMK m. 13'teki diğer şartlar aranmaksızın araç müsadere edilebilir. Ancak mal sahibi iyiniyetli ise, kural olarak araç müsadere edilemez. KMK m. 13'teki ağırlaştırıcı koşullar (yükün tamamının kaçak olması gibi), iyiniyetli mal sahibinin bu korumasını ortadan kaldırmaz. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2018/2674 sayılı kararı da bu yönde olup, mahkemenin hem eşyanın aracın yüküne oranını hem de TCK m. 54/3 kapsamında müsadere kararının hakkaniyete uygunluğunu tartışması gerektiğini belirterek, salt objektif koşulların varlığının müsadere için yeterli olmadığını vurgulamaktadır. Dolayısıyla, iyiniyetli üçüncü kişinin mülkiyet hakkı, KMK'daki objektif koşullara rağmen korunur.