Bir ceza davasında, sanığın savunmasının 'hayatın olağan akışına aykırı' veya 'suçtan kurtulmaya yönelik' olduğu şeklindeki soyut ve genel gerekçelerle, sanığın somut delil toplama taleplerinin reddedilmesi, 'silahların eşitliği' ve 'gerekçeli karar hakkı' ilkeleri açısından nasıl bir ihlal teşkil eder? Halil Akkaya (B. No: 2021/2754) kararındaki AYM değerlendirmesini analiz ediniz.
Sanığın savunmasının 'hayatın olağan akışına aykırı' veya 'suçtan kurtulmaya yönelik' olduğu gibi soyut, genel geçer ve somut olayın özelliklerinden bağımsız gerekçelerle, sanığın suçun sübutu açısından belirleyici nitelikteki delil toplama taleplerinin (örneğin MOBESE kayıtlarının incelenmesi, banka ses kayıtlarının getirtilmesi) reddedilmesi, hem 'silahların eşitliği' hem de 'gerekçeli karar hakkı'nı ihlal eder. AYM, Halil Akkaya (B. No: 2021/2754, 7/6/2023) kararında bu durumu açıkça ortaya koymuştur. AYM'ye göre, bu tür gerekçeler, CMK m. 206/2'de belirtilen delil reddi sebeplerine (delilin karara etkisinin olmaması, davayı uzatma amacı taşıması gibi) dair somut bir değerlendirme içermez. Sanığın suçsuzluğunu ispatlayabilecek ve ancak devlet yardımıyla elde edilebilecek (örn. MOBESE kaydı) delillerin toplanmaması, savunma makamını iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür ve 'silahların eşitliği' ilkesini zedeler. Aynı zamanda, delil taleplerinin neden reddedildiğine dair ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmaması, Anayasa m. 36 ve m. 141/3 kapsamında korunan 'gerekçeli karar hakkı'nın da ihlali anlamına gelir. AYM, bu tür soyut ret gerekçelerinin, yargılamanın adilliğini temelden sarstığını kabul etmektedir.