Ceza yargılamasında 'silahların eşitliği' ilkesi, sanığın mahkumiyetine dayanak oluşturan olguların aksini ispat için gösterdiği delillerin mahkemece incelenmemesi durumunda ihlal edilir mi? Anayasa Mahkemesi'nin Ruhşen Mahmutoğlu (B. No: 2015/22) kararında, bu ilkenin 'çelişmeli yargılama' hakkı ile ilişkisi nasıl kurulmuştur ve hangi durumda yargılamanın bir bütün olarak adil olmaktan çıktığına karar verilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80850

'Silahların eşitliği' ilkesi, davanın taraflarının (iddia ve savunma makamlarının) usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve bir tarafın diğerine göre dezavantajlı bir duruma düşürülmemesidir. Bu ilke, 'çelişmeli yargılama' ilkesiyle yakından ilişkilidir; zira tarafların delilleri tartışma ve kendi delillerini sunma imkanına sahip olması, yargılamanın çelişmeli niteliğinin bir gereğidir. Anayasa Mahkemesi'nin Ruhşen Mahmutoğlu (B. No: 2015/22, 15/1/2020) kararında bu ilişki net bir şekilde ortaya konulmuştur. AYM, derece mahkemesinin, mahkumiyete gerekçe gösterdiği olguların varlığı yönünden sadece iddia makamının delillerini dikkate alması, buna karşılık başvurucunun (sanığın) aynı olguların aksini ispat için gösterdiği delillerle ilgili 'gerekli ve yeterli bir inceleme/değerlendirme yapmamasının' başvurucuyu iddia makamı karşısında usule ilişkin imkanlardan yararlanma noktasında 'önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürdüğünü' belirtmiştir. Özellikle sanığın kendi imkanlarıyla elde etmesi mümkün olmayan delillerin toplanması taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi, bu dengesizliği derinleştirir. AYM, bu durumun hem 'çelişmeli yargılama' hem de 'silahların eşitliği' ilkelerine aykırı olduğunu ve başvurucunun menfaatlerini koruyan güvenceler içermediğini vurgulayarak, bu koşullar altında 'yargılamanın bir bütün halinde adil olmaktan çıktığına' karar vermiştir.