HMK Madde 199, 'elektronik ortamdaki veriler'i belge olarak tanımlamaktadır. Yargıtay'ın Facebook mesajları (13. HD, 2018/7889 K.) ve e-posta yazışmalarını (9. HD, 2016/20624 K.) belge olarak kabul etmesi, bu belgelerin ispat gücü açısından ne anlama gelmektedir? Bu tür elektronik veriler, HMK m. 200 anlamında 'senet' niteliği taşır mı, yoksa HMK m. 202 kapsamında bir 'delil başlangıcı' mıdır?
HMK Madde 199, uyuşmazlığı ispata elverişli her türlü bilgi taşıyıcısını 'belge' olarak tanımlayarak, delil kavramını genişletmiştir. Yargıtay'ın istikrarlı kararlarıyla Facebook mesajları (13. HD, 2018/7889 K.), e-postalar (9. HD, 2016/20624 K.) ve hatta banka bilgisayar kayıtları (HGK, 2021/33 K.) bu kapsamda belge olarak kabul edilmektedir. Ancak bir verinin 'belge' olması, onun ispat gücünün mutlak veya kesin olduğu anlamına gelmez. HMK m. 200'de düzenlenen 'senet', taraflardan birinin imzasını taşıyan ve borç ikrarı içeren yazılı belgeler olup kesin delil niteliğindedir. Elektronik veriler, güvenli elektronik imza ile imzalanmadıkları sürece, kural olarak senet niteliği taşımazlar. Yargıtay, bu tür elektronik verileri genellikle HMK m. 202 kapsamında bir 'delil başlangıcı' olarak nitelendirmektedir. Delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmese de onu 'muhtemel gösteren' ve karşı taraftan sadır olan bir belgedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2018/7889 K. sayılı kararında Facebook mesajları, HMK m. 202 anlamında delil başlangıcı kabul edilmiş ve bu durumda tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla, e-posta ve sosyal medya yazışmaları belge olarak kabul edilmekle birlikte, tek başlarına kesin delil değil, iddianın ispatını kuvvetlendiren ve tanık gibi diğer takdiri delillerle desteklenmesi gereken birer delil başlangıcıdır.