TCK Madde 96'da düzenlenen eziyet suçu ile TCK Madde 232'deki kötü muamele suçu arasındaki temel ayrım kriterleri nelerdir? Özellikle 'sistematiklik ve süreklilik' unsuru ile 'fail-mağdur arasındaki özel ilişki' bu iki suçun ayrımında nasıl bir rol oynamaktadır? (Yargıtay 8. Ceza Dairesi - Karar: 2014/14662).

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80846

Eziyet (TCK m. 96) ve kötü muamele (TCK m. 232) suçları arasındaki temel ayrım kriterleri şunlardır: 1) **Sistematiklik ve Süreklilik:** Eziyet suçunun en belirgin özelliği, fiillerin ani ve tek bir olaydan ibaret olmayıp, 'sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde' işlenmesidir. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere (Y8CD - K: 2014/14662), eziyet, kişinin psikolojisi ve ruh sağlığı üzerinde tahrip edici etkiler bırakan, süreklilik arzeden bir dizi davranışı içerir. Kötü muamele suçunda ise bu sistematiklik ve süreklilik unsuru aranmaz; tek bir fiil dahi bu suçu oluşturabilir. 2) **Fail-Mağdur İlişkisi:** Kötü muamele suçu, özgü bir suç olup, fail ile mağdur arasında kanundan doğan bir terbiye veya himaye ilişkisi bulunmasını gerektirir (örneğin aynı konutta birlikte yaşayan aile bireyleri). Eziyet suçunda ise fail ile mağdur arasında böyle özel bir hukuki ilişki aranmaz; herkes bu suçun faili veya mağduru olabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2012/28574 K. sayılı kararında, eş ve kaynana tarafından gerçekleştirilen hakaret ve basit yaralama eylemleri, eziyet boyutuna varmadığı için kötü muamele olarak değerlendirilmiştir. Buna karşılık, 2014/14662 K. sayılı kararda, uzun zaman dilimine yayılan, sürekli aşağılama, aç bırakma ve dövme eylemleri sistematiklik ve süreklilik unsurları nedeniyle eziyet suçu olarak kabul edilmiştir.