HMK Madde 329/1, 'hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf' ifadesini kullanmaktadır. Bir davanın delil yetersizliği sebebiyle reddedilmesi, davacının bu kapsama otomatik olarak girmesi için yeterli midir? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/890 K. sayılı kararındaki bozma gerekçesi bu bağlamda nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80844

Hayır, bir davanın delil yetersizliği veya kanıtlanamaması sebebiyle reddedilmesi, tek başına davacının 'hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açtığı' sonucunu doğurmaz. Hukuk sistemimizde herkesin hak arama özgürlüğü (Anayasa m. 36) esastır ve ispat külfetini yerine getirememek, dava açma hakkının kötüye kullanıldığı anlamına gelmez. HMK Madde 329'un uygulanabilmesi için mahkemenin, davacının hakkının olmadığını bilerek veya ağır bir ihmalle bilmesi gerekirken bu davayı açtığını, yani bir nevi kötü niyetini veya haksızlığını özel olarak tespit etmesi gerekir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/890 K. sayılı kararında dava 'kanıtlanamaması sebebi ile' reddedilmiş ve mahkeme, davalılar lehine vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken hükmetmediği için bozulmuştur. Bu karar, HMK 329'un uygulanmasını değil, HMK 326 uyarınca davanın reddi halinde davalı lehine hükmedilmesi gereken genel vekalet ücretini işaret etmektedir. HMK 329'daki özel vekalet ücreti ve disiplin para cezası gibi ağırlaştırılmış sonuçlar için, davanın basitçe kanıtlanamamasından daha fazlası, yani davacının haksızlığının veya kötü niyetinin ayrıca ve açıkça saptanması gereklidir (Bkz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/10452 K. kararında olduğu gibi açıkça kötü niyet tespiti yapılması).