Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2015/20776 E. sayılı kararında, çelişkili tanık ve yerel bilirkişi beyanları arasında HMK m. 261 uyarınca 'yüzleştirme' yapılması gerektiği belirtilmiştir. Tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi (HMK m. 259/2) ile yüzleştirme (HMK m. 261) kurumları arasındaki ilişkiyi ve bu usul işlemlerinin maddi gerçeğe ulaşmadaki önemini açıklayınız.
HMK m. 259/2, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için tanığı olayın gerçekleştiği yerde (keşif mahallinde) dinlemesine olanak tanır. Bu, özellikle taşınmazlarla ilgili davalarda, tanığın yer göstermesi ve anlattıklarının somutlaştırılması için kritik öneme sahiptir. HMK m. 261 ise, tanıkların beyanları arasında çelişki bulunması halinde, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla tanıkların yüzleştirilmesini düzenler. Yargıtay 16. HD kararında da vurgulandığı gibi, bu iki kurum birbiriyle yakından ilişkilidir ve birlikte uygulanabilir. Taşınmaz başında dinlenen tanıkların ve yerel bilirkişilerin beyanları arasında çelişki ortaya çıktığında, hakimin bu çelişkiyi gidermek için onları aynı anda, olay yerinde yüzleştirmesi, maddi gerçeğe ulaşmada en etkili yöntemlerden biridir. Bu usul, beyanların doğruluğunu test etme, hafızaları tazeleme ve soyut anlatımları somut gerçeklikle karşılaştırma imkanı sunarak, mahkemenin daha sağlıklı bir kanaat oluşturmasını sağlar. Bu işlemlerin ihmal edilmesi, eksik inceleme nedeniyle bozma sebebi teşkil eder.