HMK m. 329 uyarınca kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacının 'hiçbir hakkı olmadığı halde' dava açması yeterlidir. Anayasa Mahkemesi'nin 'Ali Rıza Biber' kararında, işçilik alacağı davasında haklı çıkan başvurucunun, aynı konuda açtığı prime esas kazanç tespiti davasını kaybetmesi durumu, HMK m. 329'un uygulanmasını gerektirir mi? Bir davada haklı olmanın, bağlantılı başka bir davada da haklı olunacağı anlamına gelip gelmediğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80787

Hayır, gerektirmez. İki dava türünün hukuki niteliği, ispat kuralları ve amaçları farklıdır. İşçilik alacağı davası, İş Hukuku kurallarına tabidir ve ispat açısından daha esnek bir yapıya sahiptir (tanık beyanları vb. ile ücret ispatlanabilir). Prime esas kazanç (PEK) tespiti davası ise, Sosyal Güvenlik Hukuku alanına girer, kamu düzenini ilgilendirir ve ispat kuralları daha katıdır (Yargıtay'ın eski içtihatlarında olduğu gibi yazılı delil veya eşdeğer delil aranabilir). 'Ali Rıza Biber' kararında da görüldüğü gibi, bir işçi işçilik alacağı davasında ücretini tanıkla ispatlayıp davayı kazanabilirken, aynı konuda açtığı PEK tespiti davasında Yargıtay'ın aradığı daha katı ispat standardını (imzalı bordro karşısında yazılı delil) sağlayamadığı için davayı kaybedebilir. Bu durum, davacının PEK tespiti davasını 'hiçbir hakkı olmadığı halde' veya 'kötüniyetle' açtığı anlamına gelmez. Davacı, bir başka mahkeme kararının yarattığı haklı bir beklentiyle dava açmıştır. Dolayısıyla, bir davada haklı çıkmak, bağlantılı ama farklı hukuki rejime tabi başka bir davada da haklı çıkılacağını garanti etmez ve bu davanın kaybedilmesi HMK m. 329'un uygulanmasını gerektirmez.