AYM'nin 'Ali Rıza Biber' başvurusuna konu olan davada, başvurucu hem 'gerekçeli karar hakkı'nın hem de 'makul sürede yargılanma hakkı'nın ihlal edildiğini iddia etmiştir. AYM, makul süre iddiasını neden 'başvuru yollarının tüketilmemesi' nedeniyle kabul edilemez bulurken, gerekçeli karar hakkı iddiasını esastan inceleyerek ihlal kararı vermiştir? Bu durum, Tazminat Komisyonu'nun yetki alanıyla nasıl ilişkilidir?
Bu durum, 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu'nun yetki alanının sınırları ile ilgilidir. 6384 sayılı Kanun, AİHM'e yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenerek çözülmesi amacıyla kurulmuş ve yetki alanı sonradan genişletilmiştir. Bu kanuna göre, yargılamaların 'uzun sürmesi' (makul sürede yargılanma hakkının ihlali) iddiasıyla yapılacak başvurular için, AYM'ye bireysel başvurudan önce Tazminat Komisyonu'na başvurulması zorunlu bir başvuru yolu haline getirilmiştir. Bu nedenle AYM, makul süre iddiasını, tüketilmesi gereken bir başvuru yolu (Tazminat Komisyonu) olduğu için 'başvuru yollarının tüketilmemesi' nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Ancak, Tazminat Komisyonu'nun yetkisi, 'gerekçeli karar hakkı' gibi adil yargılanma hakkının diğer unsurlarının ihlali iddialarını kapsamamaktadır. Bu tür iddialar için gidilebilecek tek etkili iç hukuk yolu, olağan kanun yollarından sonra AYM'ye bireysel başvurudur. Bu nedenle AYM, gerekçeli karar hakkı iddiasını esastan incelemiş ve ihlal kararı vermiştir.