TCK m. 55 uyarınca kazanç müsaderesine karar verilebilmesi için, müsadere edilecek maddi menfaatin 'suçtan elde edildiğine' dair kesin bir tespit mi gerekir, yoksa suçla orantılı ve makul bir şüphe yeterli midir? Özellikle organize suçlarda, suçtan elde edildiği varsayılan tüm malvarlığının müsaderesi için ispat standardı ne olmalıdır?
Kazanç müsaderesi için, müsadere edilecek maddi menfaatin suçtan elde edildiğine dair mahkemede 'makul, mantıklı ve somut bir bağın' kurulması gerekir. Bu, 'her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil' standardından daha esnek, ancak 'basit bir şüpheden' daha katı bir ispat standardıdır. Özellikle organize suçlarda ve yolsuzluk suçlarında, faillerin suç gelirlerini aklamak için karmaşık yöntemler kullanması nedeniyle, her bir malvarlığı değerinin suçtan elde edildiğini doğrudan ispatlamak zordur. Bu nedenle Yargıtay ve AİHM içtihatlarında, sanığın yasal gelirleri ile edindiği malvarlığı arasında bariz bir orantısızlık olması, malvarlığının suçun işlendiği döneme denk gelmesi gibi karineler, suçla malvarlığı arasında bağ kurmak için yeterli görülebilmektedir. Ancak bu durumda bile, sanığa malvarlığının meşru kaynağını açıklama imkanı (ispat yükünün yer değiştirmesi) tanınmalıdır. Sadece varsayıma dayalı olarak, sanığın tüm malvarlığının müsadere edilmesi, mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale olur.