TCK m. 54'e göre suçta kullanılan eşyanın müsadere edilebilmesi için, eşyanın 'iyiniyetli üçüncü kişilere' ait olmaması gerekir. Suçta kullanılan aracın maliki olan üçüncü kişinin, aracı kullanan failin suç işleyeceğini bilmemesi 'iyiniyet' için yeterli midir, yoksa bilmesi gerekip gerekmediği de (gerekli özeni gösterip göstermediği) araştırılır mı?
Ceza hukukundaki 'iyiniyet' kavramı, Medeni Hukuk'taki objektif iyiniyetten farklı olarak daha sübjektif yorumlanma eğilimindedir. Kural olarak, üçüncü kişinin, eşyasının suçta kullanıldığını veya kullanılacağını 'bilmemesi' iyiniyetli sayılması için yeterlidir. Ancak, somut olayın özelliklerine göre, malikin durumu 'bilebilecek' konumda olması, yani gerekli dikkat ve özeni gösterseydi bu durumu öngörebilecek olması, kötüniyet olarak yorumlanabilir. Örneğin, aracını sürekli olarak uyuşturucu ticareti yaptığından şüphelendiği bir kişiye kiralayan malikin, 'ben bilmiyordum' savunması yeterli görülmeyebilir. Yargı kararlarında, üçüncü kişinin faille olan ilişkisi, eşyayı devretme koşulları ve hayatın olağan akışı gibi kriterler göz önünde bulundurularak, sadece bilip bilmediği değil, 'bilmesi gerekip gerekmediği' de dolaylı olarak değerlendirilir. Ancak temel kural, 'bilmeme' halinin iyiniyete karine teşkil etmesidir.