HMK m. 261/1, tanıkların beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi için 'yüzleştirme' yöntemini öngörmektedir. Yüzleştirme, sadece tanıklar arasında mı yapılabilir, yoksa bir tanık ile taraflardan biri (davacı/davalı) de yüzleştirilebilir mi? HMK'daki ilgili hükümleri ve kurumun amacını dikkate alarak yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80717

HMK m. 261 açıkça 'tanıkların yüzleştirilmesinden' bahsetse de, kurumun amacı (çelişkilerin giderilmesi ve maddi gerçeğe ulaşma) ve hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) dikkate alındığında, bu yöntemin kıyasen bir tanık ile taraflardan birinin yüzleştirilmesi için de kullanılabileceği kabul edilmelidir. Zira bir tanığın beyanı ile bir tarafın beyanı (örneğin isticvap sırasındaki ikrarı veya beyanları) arasında da çelişki olabilir. Bu çelişkinin giderilmesi için hakimin, tanık ile ilgili tarafı duruşmada bir araya getirerek, karşılıklı beyanlarını alması ve çelişkiyi çözmeye çalışması, maddi gerçeğe ulaşmada etkili bir yöntemdir. HMK'da bunu açıkça yasaklayan bir hüküm yoktur. Bu durum, hakimin delilleri serbestçe takdir etme (HMK m. 198) ve yargılamayı sevk ve idare etme (HMK m. 320/1) yetkisi kapsamında da değerlendirilebilir. Dolayısıyla, yüzleştirme sadece tanıklar arasında değil, bir tanık ile taraf arasında da yapılabilir.