HMK m. 329/2'de düzenlenen disiplin para cezasının üst sınırı 'beşbin Türk Lirası' olarak belirlenmiştir. Bu miktarın, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana güncellenmemiş olması, cezanın 'caydırıcılık' niteliğini günümüz ekonomik koşullarında nasıl etkilemektedir? Bu durumun, yeniden değerleme oranları ile artırılan diğer idari para cezalarıyla karşılaştırıldığında yarattığı sorunu tartışınız.
Bu miktarın güncellenmemiş olması, cezanın 'caydırıcılık' niteliğini önemli ölçüde zayıflatmaktadır. Kanunların yürürlüğe girdiği tarihteki parasal değerler, enflasyon nedeniyle zamanla alım gücünü yitirir. Birçok kanunda (örneğin Kabahatler Kanunu, Vergi Usul Kanunu) yer alan idari para cezaları, her yıl ilan edilen 'yeniden değerleme oranı' ile otomatik olarak güncellenerek caydırıcılıklarını korurlar. Ancak HMK'daki bu disiplin para cezası gibi bazı kanunlardaki maktu cezalar, özel bir kanun değişikliği yapılmadığı sürece sabit kalmaktadır. 2011 yılında yürürlüğe giren HMK'daki 5.000 TL'nin alım gücü ile günümüzdeki alım gücü arasında büyük bir fark vardır. Bu durum, özellikle büyük ticari davalarda, yargılamayı kötüye kullanmanın maliyetini potansiyel kazancına göre çok düşük hale getirmekte ve HMK m. 329/2'nin caydırıcılık fonksiyonunu işlevsiz kılmaktadır. Bu, kanun tekniği açısından bir eksikliktir ve cezanın günümüz koşullarında amacına ulaşmasını engellemektedir.