Anayasa Mahkemesi'nin 'Ruhşen Mahmutoğlu' (B. No: 2015/22) kararında, derece mahkemesinin sadece iddia makamının delillerini dikkate alıp, sanığın aynı olguların aksini ispat için gösterdiği delilleri incelememesinin 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal ettiğine karar verilmiştir. Bu karardan hareketle, 'silahların eşitliği' ilkesinin ceza yargılamasındaki delil toplama ve değerlendirme sürecine etkisini, özellikle sanığın kendi imkanlarıyla elde edemeyeceği deliller açısından tartışınız.
'Silahların eşitliği' ilkesi, davanın taraflarının (iddia ve savunma) usule ilişkin haklar bakımından eşit koşullara tabi tutulmasını ve her birinin davasını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olmasını gerektirir. 'Ruhşen Mahmutoğlu' kararında AYM, bu ilkenin sadece delil sunma hakkını değil, sunulan delillerin mahkemece ciddiye alınması, tartışılması ve kararda karşılanması gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle sanığın kendi imkanlarıyla elde etmesi mümkün olmayan (örneğin; MOBESE kayıtları, banka ses kayıtları, HTS kayıtları gibi) delillerin toplanması talepleri, savunma hakkının etkin kullanımı için hayati öneme sahiptir. Mahkemenin, sanığın suçsuzluğunu ispatlayabilecek veya en azından şüphe yaratabilecek bu tür delil toplama taleplerini 'dosyanın esasına etkili olmayacağı' gibi soyut ve yetersiz gerekçelerle reddetmesi veya toplanan delilleri değerlendirmeye almaması, savunmayı iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşürür ve 'silahların eşitliği' ile 'çelişmeli yargılama' ilkelerini ihlal eder. AYM'nin vurguladığı gibi, bu durum yargılamanın bütününü adil olmaktan çıkarır (Bkz: Halil Akkaya, B. No: 2021/2754).