HMK m. 329/1, kötüniyetli veya haksız dava açan tarafı, 'diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye' mahkûm edebileceğini düzenlemektedir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/7640 E., 2018/890 K. sayılı kararında, kanıtlanamaması nedeniyle reddedilen bir davada davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karardan hareketle, HMK m. 329'un uygulanabilmesi için davayı açan tarafın 'kötüniyetinin' ayrıca ve kesin olarak ispatlanması zorunlu bir ön koşul mudur, yoksa davanın 'hiçbir hakkı olmadığı hâlde' açılmış olması tek başına yeterli midir? Tartışınız.
HMK m. 329, 'kötüniyetli davalı VEYA hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf' diyerek iki alternatif durum öngörmüştür. Bu nedenle, maddenin uygulanması için kötüniyetin ayrıca ve kesin olarak ispatlanması zorunlu değildir. Davanın, objektif olarak hiçbir hukuki dayanağı olmadan, yani 'hiçbir hakkı olmadığı halde' açıldığının yargılama sonunda anlaşılması, mahkemeye bu maddeyi uygulama takdiri verir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin E:2015/7640, K:2018/890 sayılı kararında da davanın 'kanıtlanamaması sebebi ile' reddedilmesi durumunda HMK m. 329 uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, maddenin uygulanması için sübjektif kötüniyetin ispatından ziyade, davanın objektif haksızlığının yeterli görüldüğünü desteklemektedir. Dolayısıyla, davanın haksızlığı ve dayanaksızlığı bariz ise, ayrıca failin kötüniyetli olduğunu kanıtlamaya gerek kalmaksızın mahkeme bu yaptırımı uygulayabilir.