Anayasa Mahkemesi'nin 'Ali Rıza Biber' (B. No: 2019/38643) başvurusunda, prime esas ücretin tespiti davasında, başvurucunun işçilik alacağı davasında kesinleşen ücret tespitine ilişkin mahkeme kararını delil olarak sunmasına rağmen, derece mahkemelerinin bu delili hiç değerlendirmemesi hangi hakkın ihlali olarak kabul edilmiştir? Bu kararın, birbiriyle bağlantılı davalarda ortaya çıkan çelişkili kararların gerekçelendirilmesi zorunluluğuna etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80626

AYM, 'Ali Rıza Biber' başvurusunda bu durumu, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki 'gerekçeli karar hakkının' ihlali olarak kabul etmiştir. AYM'ye göre, bir davada sunulan ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı bir delilin (somut olayda, aynı taraflar arasında kesinleşmiş başka bir mahkeme kararı) derece mahkemesi tarafından gerekçede hiç tartışılmaması, karşılanmaması ve cevapsız bırakılması, gerekçeli karar hakkını ihlal eder. Bu karar, mahkemelerin, özellikle birbiriyle bağlantılı ve aynı maddi olgulara dayanan farklı davalarda çelişkili sonuçlar ortaya çıktığında, bu çelişkinin nedenlerini makul ve yeterli bir gerekçeyle açıklama yükümlülüğünü pekiştirmektedir. Bir mahkemenin, diğer bir mahkemenin aynı konuda ulaştığı kesinleşmiş sonucu görmezden gelmesi, hukuki öngörülebilirliği ve yargıya güveni zedeler. Bu nedenle, mahkeme, önceki kararı neden dikkate almadığını veya neden farklı bir sonuca ulaştığını gerekçeli kararında açıkça ortaya koymalıdır.