Eziyet suçu (TCK m. 96) ile kasten yaralama suçunun 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış' hali (TCK m. 87/4) arasındaki ilişkiyi, özellikle eziyetin 'ölüme' neden olması durumunda değerlendiriniz. Fail, eziyet eylemleri sonucunda mağdurun ölümüne neden olursa, hangi suçtan sorumlu tutulur?
Bu durum, ceza hukukunda oldukça tartışmalı bir konudur. Temel sorun, eziyet suçu için (işkenceden farklı olarak) neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerin kanunda özel olarak düzenlenmemiş olmasıdır. Kasten yaralama suçunda ise, eylem ölüme neden olursa TCK m. 87/4'e göre ceza ağırlaştırılır. Bu durumda iki temel görüş ortaya çıkar: 1) Gerçek İçtima Görüşü: Failin hem eziyet suçundan (TCK m. 96) hem de eziyetin unsuru olmayan ölüm neticesi nedeniyle kasten (veya olası kastla) öldürme (TCK m. 81, 82) veya taksirle öldürme (TCK m. 85) suçundan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğini savunur. 2) Fikri İçtima Görüşü: Yargıtay'ın yaralamalı olaylardaki yaklaşımına (Yargıtay 8. CD - Karar: 2014/18515) benzer şekilde, failin tek bir fiili (eziyet eylemleri bütünü) ile birden fazla suç (eziyet ve öldürme) oluştuğu için, TCK m. 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan, yani kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğini savunur. Bu durumda eziyet, öldürme suçunun işleniş şekli olarak temel cezanın belirlenmesinde (TCK m. 61) dikkate alınır. Yargı kararlarında genellikle ikinci görüşe daha yakın durulmaktadır, zira ölüm neticesi, eziyetin çok ötesinde ayrı ve daha ağır bir haksızlık içeriğine sahiptir.