İşveren, işçinin kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarını ödediğine dair işçiden imzalı bir ibraname almıştır. Ancak daha sonra açılan bir davada işçi, bu ibranamenin işe girerken boş olarak imzalatıldığını ve tarihlerinin sonradan doldurulduğunu iddia etmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2011/39636 E. sayılı kararında, işverenin fesih bildiriminde 'kıdem ve ihbar tazminatı ödenecektir' demesine rağmen, işçinin ihbar tazminatından feragat ettiğini gösteren bir belge sunmasının 'hayatın olağan akışına aykırı' olduğu belirtilmiştir. Bu 'hayatın olağan akışı' kriteri, ispat hukukunda nasıl bir rol oynar?
'Hayatın olağan akışı' kriteri, hakimin delilleri serbestçe takdir ederken (HMK m. 198) başvurduğu önemli bir mantık ve tecrübe kuralıdır. Bir delilin veya bir iddianın, genel yaşam deneyimlerine, mantık kurallarına ve olayların normal gelişim seyrine uygun olup olmadığını denetlemeye yarar. Yargıtay 9. HD'nin kararında, işverenin hem fesih yazısında tazminat ödeyeceğini belirtip hem de işçinin bu haktan vazgeçtiğini iddia etmesi bir çelişki olarak görülmüş ve işçinin, kendisine ödeneceği söylenen bir haktan sebepsizce feragat etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna hükmedilmiştir. Bu kriter, özellikle yazılı delillerin (ibraname gibi) sıhhati konusunda şüphe uyandığında veya taraflardan birinin iddiası diğer delillerle çeliştiğinde, hakimin hangi tarafın beyanının daha makul ve inandırıcı olduğuna karar vermesine yardımcı olur. İddiası hayatın olağan akışına aykırı olan tarafın, bu durumu açıklayan çok daha güçlü deliller sunması beklenir.