HMK m. 259/2, tanığın 'olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde' dinlenmesine olanak tanımaktadır. Bu usulün, özellikle hangi tür davalarda maddi gerçeğe ulaşmada kritik bir rol oynadığını ve 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (HMK m. 198) ilkesine nasıl katkı sağladığını açıklayınız.
Bu usul, özellikle taşınmazlarla ilgili davalarda (örneğin; tapu iptal ve tescil, kadastro tespiti, el atmanın önlenmesi), zilyetlik davalarında, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ifa davalarında ve trafik kazalarından doğan tazminat davalarında kritik bir rol oynar. Bu tür davalarda tanığın, soyut beyanlarda bulunması yerine, keşif sırasında olay yerinde 'yer göstermesi', sınırları tarif etmesi, kazanın nasıl olduğunu canlandırması veya ayıplı imalatı bizzat göstermesi, beyanlarının somutlaşmasını ve denetlenebilir olmasını sağlar. Bu durum, 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesine doğrudan katkı sağlar. Çünkü hakim, tanığın beyanını sadece tutanaktan okumak yerine, olay yerinin coğrafi yapısı, fiziki koşulları ve diğer somut delillerle (bilirkişi raporu, kroki vb.) birlikte ve anında karşılaştırarak, tanık beyanının hayatın olağan akışına, mantığa ve diğer delillere uygun olup olmadığı konusunda çok daha sağlıklı bir vicdani kanaat oluşturabilir.