Anayasa Mahkemesi'nin 'silahların eşitliği' ilkesi üzerine verdiği kararlarda, 'sanığın kendi imkanlarıyla elde etme olanağı bulunmayan deliller' konusuna özel bir vurgu yapılmaktadır. Bu tür delillere örnekler vererek, mahkemenin bu delillerin toplanması talepleri karşısındaki pozitif yükümlülüğünün anayasal temelini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80556

Sanığın kendi imkanlarıyla elde edemeyeceği delillere örnek olarak; telefon dinleme kayıtları, HTS (baz istasyonu) kayıtları, banka hesap hareketleri ve kamera (MOBESE, banka ATM) kayıtları verilebilir. Bu deliller, ya devletin tekelinde olan ya da özel kurumların (banka, GSM operatörü) gizlilik yükümlülüğü nedeniyle sadece adli makamların talebiyle vereceği bilgi ve belgelerdir. Mahkemenin bu delillerin toplanması talepleri karşısındaki pozitif yükümlülüğünün anayasal temeli, Anayasa m. 36'daki 'adil yargılanma hakkı' ve bu hakkın unsurları olan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleridir. Savunma makamı, iddia makamı (savcılık) gibi devletin olanaklarına sahip değildir. İddia makamı bu tür delilleri soruşturma aşamasında kolayca toplayabilirken, sanığın bunlara erişimi yoktur. İşte bu noktadaki dezavantajı gidermek ve taraflar arasında adil bir denge kurmak için, mahkemenin, sanığın savunması için esaslı ve ilgili olan bu tür delilleri toplama taleplerini ciddiyetle değerlendirmesi ve makul gerekçelerle yerine getirmesi gerekir. Bu, devletin adil bir yargılama ortamı sağlama konusundaki pozitif yükümlülüğünün bir gereğidir. (Bkz: `silahların-esitligi-ilkesi-bakimindan...` ve `Halil Akkaya` AYM kararı).